zaman kısıtlı. bir hamlede yazmazsam eğer bir hamlede unutacağım hemen hemen her şeyi.

boğuk bir kasım sabahıydıu her şeyin bittiği vakit. o kadar zaman biteceği beklenmişti. bitmesi hiç kimseye süpriz gelmedi.

fakat biterken bir şeyler getirdikleri götürdüklerinden azdı, herşey de olduğu gibi.

yağız at kişnedi meşin kırbaç şakladı.

brescia'dan brescia'ya.

ann george smiley'i aldatıyor, sasha ile ted mundy yine berlinde bir şeyleri protesto ediyor, smith jones brown ise daha haiti'ye gemiyle inmedi. pineda külüstür pego'nun içinde bekliyor.

yağız at kişnedi meşin kırbaç şakladı.

bakın nasıl şakladı;

şraaaakkkkkk

bense oturmuş kendimi delirtmeye çalışıyorum ama nafile.

belki kendi kendime delirdim de haberim yok. hani uyursunda uyuduğunun farkında olmazsın. bir rüyadasın. klavye bir hesap çıkartmaya çalışırsın ama klavye de tuş yok.

habire uğraşırsın olmaz, olamaz.

nihayet kağıdı kalemi alırsın oturursun elle yazmaya başlarsın.

poooffff

rüyaymış. bir yerde açıkta kalmadı ki böyle bir rüya göreyim.

hayalindeki bir arkadaşla oynaya oynaya
bir ormana dalmış gibi geliyor,
birden bire anlamiş da sanki,
orman yiten bir çocuk olduğunu,
evine dönmek istiyor.

ev mi kaldı orman mı kaldı?

hiç biri kalmadı.

fondaysa sabah rüzgarı makamından bir şeyler işte...

http://www.youtube.com