bağımsız sinema tepkidir; yönetmenin, senaristin ve oyuncuların olağan sinema düzenine gösterdiği başkaldırıdır. uçan arabaların olmadığı, patlayan bombalar, yıkılan binalardan olabildiğince uzak; aynaya baktığınızda gördüklerinize ise olabildiğince yakındır.

beyaz perdenin bu kısmında faşistler, maçolar, kahramanlar yoktur; gerçekler ve özgürlük vardır. tüm elementler neredeyse rahatsız edici şekilde gerçektir. ışık doğaldır, set dekorları gözünüze batmaz, kostümler aylar süren çalışmalar neticeside belirlenmemiştir.
anlayacağınız, hayatları film gibi değildir bağımsız sinemacıların; filmleri hayat gibidir.

ya da eric cartman tanımıyla ‘’puding yiyen eşcinsel kovboylarla ilgili siyah-beyaz hippi filmleridir’’. kim inkar edebilir ki?