sabra ve satilla katliamı merkezli psikolojik bir animasyon.

ariel şaron'un yol göstericiliğiyle, israil'i destekleyen lübnanlı hristiyan askerlerin gerçekleştirdiği katliamda kendi rolünü sorgulayan bir adamın hikayesi anlatılıyor. olaydan 20 yıl sonra, bilinçaltına atılan korkuların ortaya çıkmasıyla kişi o zamanı hatırlayabilmek için eski asker arkadaşlarının ve onların arkadaşlarının anılarını dinleyerek kendi yerini anlamaya çalışıyor.

hafızasının bile en dibe gömdüğü, beyninin yaşanmamış kabul ettiği katliamın, sonradan canlanan görüntülerinden rahatsızlığı olsa gerek filmi çizgi olarak yapmış.

sinema olarak bakarsak alışılmadık değil, daha önce christian volckman'nın çektiği renaissance filmi de hemen hemen aynı teknikle yapılmıştı. anlatım bakımından pek doyurucu olmamakla beraber bir takım politik kaygılardan tam istenen yapılamamış sanki. suçu sadece şaron ve falanjistlere atmak ve israil askerini çaresiz masum göstermek filmin anafikriyle biraz çelişkili kalmış.

gayet etkileyici bir anlatımı olmasına rağmen oscar'ı alabileceğini sanmıyorum. ama oscar bu, filmden başka her naneye ödül verdiğini hatırlarsak geçmiş yıllarda ki bu film bir çoğundan daha iyi. alırsa da pek sürpriz olmaz açıkçası. ama diğer rakipleri işi biraz daha sağlam tutmuş gibi. bu açıdan işi zor.
güzel film , etkileyici film. gazze katliamına sessiz kalan abd, akademi üzerinden günah çıkarmak isteyeceğinden, ve zaten hakettiğinden oscar'ı da alacak. ben farklı olarak ne söyleyeceğim peki?

filmle ilgili kafalarda oluşan genel bir kanı var: ari folman'ın film aracılığıyla bu dramın günahını büyük ölçüde falanjistlere yüklediği. lakin filmin bir yerinde öyle bir tespit var ki, ne günah çıkarması yaa çuvaldızı böğrüne saplamış, dedim. anılarını tazelemeye çalışan askerin ziyaret ettiği arkadaşlarından biri bu herkese bulaşmış unutma hastalığını ve katliama göz yumma sebebini şöyle açıklıyordu: 'bizim 2. dünya savaşında yaşadığımızı başka insanların da yaşadığını görmeye ihtiyacımız var. bu refleksle göz yumuyoruz!!!' zannımca bu tespit filmin merkezidir.

bundan sonrası hep, 'bakın işte, hepimiz göz yumduk ve bunu çok şerefsizce bir bilinçaltı refleksle yaptık!' demektir. bu sebepten bu suç atma teorisi çok sığ kalıyor. bu filmde el altından yapılan temize çıkarma değil, suç ilamıdır.