tunceli'nin yetiştirdiği genç yeteneklerden. dersimspor'da sağ back oyuncusu. başarısının sırrını devre aralarında yediği baklavalara bağlıyor.
tanıdığım en fos adamdır bu. hiçbir işte dikiş tutturamamasıyla ünlüdür. bir sayfa yazı istediğimde vakit yok diye ağlar, oturup burda sayfalarca entry girer. bak demin de benim msn'de almora şarkılarını göre göre oturmuş almora yazmış. (bkz: almora) ayrıca "yakında yeni albüm çıkacakmış, al bu şarkıyı indir" sözleriyle bir haftadır dinlemekte olduğum kıyamet senfonisi'nin reklamını yapıyor bana. alın bunu başımdan.
tanımam etmem. toplasan 3-5 tane yazısını okumuşumdur o kadar. arkadaşımın arkadaşıdır yan gözle bakmam doğal olarak. adını çok duymuşumdur hepsi bu.
günün birinde kafenin birinde arkadaşlarla muhabbetin belini kırarken girdi içeri. soğuktan titreyen gözleriyle bakıyordu. anladım kim olduğunu "gel" dedim, masamda yer gösterdim. çekingen duruyordu ilk başlarda çay falan söyledim ısınsın, sakinleşsin, heyecanını atlatsın diye. atlattı hepsini, sonra bizden biri gibi davranmaya başladı. bi ara muhabbete o kadar kaptırdıkki gören 40 yıldır aynı tabağa kaşık sallıyoruz zannedecek diye çok korktum... neyse sonra karnı falan acıktı bunun dürüm yedirdik. doydu!

muhabbet mi?

***

mevzular derin...

***

en çok bildiği konudan konuştuk

***

"tunceli" dedik. "kötü" dedi. "halk bunları haketmiyor..."

****

ya köylü nasıl?

***

"sıkıntıda" diye cevap verdi. "krediler yetersiz kalıyor..."

***

yanımdaki dostuma döndüm "adalet" diye sordum.

***

"adalet buysa" dedi "mülkün temelini sikeyim!"

***

güldü bu!
en sevdiğim şiirlerden biridir. orhan veli'ye ait olan bu şiire üç boyut katansa müşfik kenter'in eşsiz sesidir, dinleyelim:

"ölüme yakın

akşamüstüne doğru, kış vakti;
bir hasta odasının penceresinde;
yalnız bende değil yalnızlık hali;
deniz de karanlık, gökyüzü de;
bir acaip, kuşların hali.

bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
-akşamüstüne doğru, kış vakti-
benim de sevdalar geçti başımdan.
söhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
zamanla anlıyor insan dünyayı.

ölürüz diye mi üzülüyoruz?
ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
kötülükten gayrı?

ölünce kirlerimizden temizlenir,
ölünce biz de iyi adam oluruz;
şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
hepsini unuturuz."

ha bir de, şiir gibi bir insandır. nasıl ama, öldürücü darbeyi en sonra vuruyorum değil mi...
duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru
çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için
bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan
ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

aşıklarla basa çıkacak gücün yoksa eğer
aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi
bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
o zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle
huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı
ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

isyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme
neden uçtuğu konusunda kendisine yönelttiğim soruda verdiği cevap;

"keyfi yönetim abi... ne bakıyosun öyle mal mal? keyif de benim yönetim de. allahalla"

olmuştur.
itüsözlükte "eheh negzel yazmış yaw kimmiş bu" diye merak edip böyle bir yazar aslında yok ibaresini gördüğümden beri bayimden ısrarla istediğim yazardır.
tekrar yazılarını görmek büyük keyif vermekte.