madem kadınların üzerinden bir yargıya varılmış, eğer böyle bi süre varsa kadından kadına ve bulunduğu konuma göre değişkendir demek istiyorum. yani herhalde öyledir. mesela;

kadın evliyse, yarın akşama ne yemek yapsam düşüncesi aklına gelene kadar mutludur, ya da çocukları odayı basana kadar.
kadın seviştiği kişiden farklı biriyle evliyse vicdan azabı duyana kadar mutludur.
kadının ailesi aşiretse ve kadın seviştiği kişiyle evli değilse, abisi onu ayaklarından vurana kadar mutludur.
ya da seviştiği erkek işi bitince sırtını dönüp uyuyana kadar.

gibi örnekler çoğaltılabilir. görmüş, geçirmiş, sevişmiş kişilerin tecrübelerine kulak vermek de gerekir tabii bilemem. altı saat sonra tokadı yiyebilirsiniz. hazırlıklı olun.

kadınlar için; yanındaki erkek bir suçluymuş gibi yataktan fırlayarak kalkmadan, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamaya devam ettiği süredir.

erkekler için olan kısmını operasyondan sonra söyleyeceğim.
salman rüşdi olsam, "seviştikten sonra okunan sure"dir derdim. hakkımda halihazırda çıkmış bir ölüm fetvası olmasının getirdiği rehavetle tabii. ama demiyorum. sevişme alanında ehlivukuf olanların tespit edebileceği bir süre gibi geliyor bana. ya da mutlulukla sevişme arasında birebir bağıntı kuranların. erken gelenlerin mutluluk ömrü de kelebek misali o zaman. geç gelense mutluluktan sıkılma rizikosuyla karşı karşıya. mutluluktan sıkılınır mı? bence asıl sorun bu. mutluluğun tarifi ve bu hissin bekası ile ilgili bir meseleyi sadece sevişme-mutluluk korelasyonuna indirgemek hata gibi görünüyor. en güzel kadın henüz sevişilmemiş olandır denebilirse, seviştikten hemen sonra mutsuzluğa gömülebilir er kişi. ve dahi hatun kişi de. e o zaman şöyle bir sonuç çıkıyor ortaya:

mutsuzken sevişmek mutluluk verir. bu ise geçicidir. aslolan kronik mutsuzluktur. e kardeşim, ben her daim mutluysam, sevinmeyi sevişmeye endekslememişsem, ister istemez her sevişmeyi kapsayan bu tespit havada kalmıyor mu?