kader mefhumunu tren tüttürmece oyunu eşliğinde tartıştığımız ve mücerretliğin dibine vurduğumuz gece; oradan, buradan, şuradan derken bir de baktım bu güzel insanla özde çok ortak noktamız var. "mümkün mü unutmak neydi o akşam" adlı nihavend yahut "hicran yine hicran bu aşkın sonu" gibi hüzzam bir geceydi yer yer. o koskoca şehirde yalnızlığa dûçar etmedi beni, eyvallah. zaten ilk gidişimde sabahın 6'sında yola dikilip beklemişliği var ki; ne yapsam ödeyemem o'na göre basit olan bu hareketin karşılığını.

sen iyilik yap, denize at kardeşim. balık bilmezse halık; halık unutursa da, ben bilirim. şu yaşına kadar en ufak bir kirlilik emaresi göstermeyen hayatına da mukayyet ol; hep böyle kal.