parfüm değil, tendir, nefestir. aşk da bizzat bununla ilgilidir.
bigün bi yere girersin. bi adım atarsın ikinci adımını atmak için ayağını kaldırdığında bi koku duyarsın. ne yarım kalmış adımını tamamlayabilir ne geri dönebilirsin; oracıkta kalıverirsin. beynin saniyelik felç anıdır. 'o'nlu anlar film şeridi olur ya da yıldızlar diyelim tepende uçuşup başını döndüren. sendelersin. hatıraların en vurucusudur çünkü koku. etrafına bir göz gezdirir "burda mı?" ihtimaline bakınırsın, arkana dönmeye korkarsın. ayakların yerde görürsün ama hissedemezsin. mutluluk değil, acıdır koku. yıllarca biriktirdiğin öfkendir koku. bişeye değil kendine yanışındır.
tehlikeli bir oyundur; sahibi orda olsa yüzüne tükürmen mi gerekir, boynuna sarılman mı ayırt edemediğin.
edindiğin en acı tecrübenin beynine, kalbine işlenişinin en açık göstergesidir.
nerden geldiğini anlamadığın kurşundur koku. faili belli, maktulü sensindir.
apar topar aklındaki herşeyi oraya bırakır, kaçarak uzaklaşırsın.
aylarca yattığın yatağın, yıllarca sakladığın kazağın, eline sinmiş elin kokusu; yalnızca uzak olduğunu bildiğin biryere tek yön biletindir. gitmeyi isteyip istememeni, duyduğun anda önemsizleştirendir.

http://fizy.com