bugün gazetelerin bir kısmı ya da çok sevgili "bir kısım medya" manşetten haber veriyor: "dink suikastinden cerrah'ın haberi vardı"...
vay! cerrah diye adı geçen bildiğiniz celalleddin cerrah. bıyıklarını çorbamızın içinde değil de kanımızda hissettiğimiz hep, istanbul'un surlarını restore ederken bir sur parçası gibi hep orada tuttukları, bin yıl bekleyip damıtılmış karbonatlı çay tadında, üslubuyla pek muktedir celalleddin cerrah. öğrencilerin linç edilmesini vatandaşın haklı tepkisi olarak gören cerrah, son zamanlarda istanbul'un her köşesinde sebebli sebebsiz polis dayağı yiyenler konusunda bir şey söylemeyip polis haftasında yiğit delikanlılarının, bacılarının sırtını sıvazlayan cerrah. ergenekon'un bokunda boncuk ararken biz, en derin devleti en yüksek katta temsil eden cerrah -derin devlet malumunuz pek de yeraltında değil, tanrı katında, gök tengri esirgesin onları.
"dink suikastinden cerrah'ın haberi vardı" peki kimin haberi yoktu? kimin yoktu gerçekten haberi?
ardahan'dan edirne'ye tüm sorumlu birimlerin, jandarmasından mahkemesine valiliğinden mit'ine kadar herkesin haberi vardı öyleyse. öncesinde pek de ciddiye alınmayan bu ademcağız, delik kundurasıyla kaldırıma serildikten sonra orada toplanan sol camianın haberi vardı. tutam tutam tehdit maillerini, "akıllı ol"ları, "ansızın gelebiliriz"leri onyıllardır biriktiren çeyiz edip hep ama hep yarınlara saklayan biz halkın (halkların mıydı) haberi vardı.
bütün tarihi, katliam, kıyım, sürgün ve hasan hüseyin ve şehzade başlarıyla yuvarlanıp giden koca toplumsal hafızamızın haberi vardı...
...
okul koridorunda sıkıştırmışız bir faşisti, ağız burun dalıyoruz, hıncımız taze değilse de yaşlanmıyor hiç, sen gelip omzuma dokunuyorsun, bunun çirkin bir görüntü olduğundan söz ediyorsun, sonraki günlerde politika yapıp üstümde tepiniyorsun, şiddetin meşru olmadığını söylüyorsun bilmiyorum farkında mısın: en küçük birimine kadar tüm faşist ağın haberi vardı!