ecevit'in tarihindeki en doğru ve dehşetli ifadesini müteakip gerçekleştirilen katliamdır. demiştir ki başbakan; "cezaevlerini islah etmeden imf politikalarını hayata geçiremeyiz." geçiremezlerdi efendim, biliyoruz. ve katliamın ardından abd'ye uçmuştur bu sonradan muhterem ilan olunan zat, terkisinde insan başlarıyla. o insanlar ki en özel olanlarımızdı.

ve içerisi... aynı anda 20 zindana saldırmıştır devlet, bu kadarını göze alacağını düşünmedik diye suçlanabiliriz, ama bu kadar kana susamışlığı kolay tahayyül edemez insan. direndik her yerde, kimisinde bedenimizle barikat kurarak, kimisinde binlerce bombayı soluyarak (çanakkale cezaevine 7500 gaz bombası atıldığını öğrendik mesela). 4 gün giremedi devlet kendi tabelası asılı cezevine, girdiğinde ise cesetler vardı ellerinde sadece. hiç kimseyi canlı teslim alamadı, henüz nefes alanlar için de canlı denemezdi ve emin olun denemezdi ölü diğerlerineedip cansever. yarı baygın, çıplak topladıkları bedenleri hücrelere götürdüler, açlık sürdü, yayıldı, büyüdü ve tek kişilik hücrelerde. çıplaklık sadece bir tür delilik sayıldı, yeni ölülerimiz suskunluğun buz gibi sularıyla yıkandı.
ve dışarısı... ankara'da iki gün içinde 3000 kişi gözaltına alınmış, panzerlerle yaşanan çarpışmalar memleketimden insan manzaralarındaki moskova savunmasını hatırlatır olmuştur`paletler ellerine değil tırnaklar paletlere yapışmıştı`. aylarca sokaklarda gezememek ve ölümleri izlemek düşmüştür acılardan payımıza, sandım ki o genç yaşımda acıdır bu da ölüm kadar, belki yanılmış, belki yanılmamışımdır.

ve yarında... kimisine acıların, kimisine utançların yükünü taşımak düşen lanetli evrende bazıları yok artık, ve bir italyan devrimcinin deyişiyle "arkadaşlar ölüyor, yerleri dolmuyor." bütün yeminleri etsek de kıvamlı anlarımızda, anmalarımızda dolmayacak yerleri biliyoruz, kabul edelim. bütün küfürleri etsek de unutulmayacak ihanetler. "komutanım biz yokuz"lar, bizi de "yasadışı zemine çekiyorsunuz"lar, "6 ay daha bekleyecek, toplumsal uzlaşma sağlayacağız"lar. kimisine düşense 8 metrekare oldu. hayal etmeyin, yakın zamanda silinmeyecek izleri 19 aralık'ın, unutmayın ve ağlayın aklınıza geldikçe.

ve işte bu yüzden bu kadar kolay hayata geçecek imf politikaları.

bir bilgi notu: 19 aralık'ta insanlığın tarafından 30 kişi öldü. 2 de asker öldü. devrimci yapılar uzun süre bu rakamı 28 olarak zikrettiler, ölen iki devrimcinin durumları net olmadığı için. bu konuyu bu başlık altında tartışmak doğru olmaz sanırım, mlkp'nin 2003 tarihli edit'i ile sayı herkes tarafından 30 olarak netleşti. dediğim gibi isteyen 2 askeri de ekleyebilir bu sayıya, ben tercih etmeyeceğim, o gün sabaha karşı buz tuttuğu için yüreğim.