"farısî haziran" olacaktır aslı, lakin batıdan yemiş laneth bize başlıklarda tuhaf harfler kullanamayacağımızı söylüyor. sensin ulan tuhaf, özünü unutmuş garip mahlukat, senin alfabende î diye bir harf var, still cursed terbiye etsin seni, tedrisat kaçağı maymun kodlama. neyse, bu kadar harb eylemek lüzum etmiyor yeni çağın bu garip icadlarına karşı. ve yeni çağın ricadlarına karşı birkaç küçük not düşmek yararlı olacaktır.

bir garip hazirandayız, başı belli kıçı belli, karakteri belli değil. iki gündür burada öğleden sonraları yağmur yağıyor ve yağmurlar hariç yeryüzü mübalağasız yanıyor. kırkikindi diyecek oluyorum, buranın mevsimi değil, galiba benim cennet şehrim karasal iklimlere kayıyor. bir garip haziran, başı belli kıçı belli, ortadaki havuza eğilip abdest alan iki hacı, kaldırdıklarında kafalarını rükûdan, kafa göz dalıyorlar, şadırvanda mayalanan kan. bir garip haziran, berimizde insanlar ölüyor, bizde güneş gözlüklerinin taksitleri, ötemizdekilerin ne dedikleriyle ilgiliyiz. farsın beriliğinden o kadar eminiz ki dönüp ardına bakmayan ve her savaştan açık alınla çıkan -hey beybi- yüzü doğulu, ruhu batılı bir kalender çapkınlıkla umursuz ilerliyoruz. fars, çok başka halbuki, fars konuşuyor şimdi. fars ikilemlersiz konuşuyor. farısî'nin kavgasını bizdekine benzeten var, kısa kızıl saçlı sapına kadar laik teyzelerin bayrak aşkıyla huşu içinde yerlere kapandıkları veyahut piyalepaşa kuran kursu yıkılırken yeni arsa ve bütçe verildiğini bile bile camdan atlamaya kalkan dayımın (öz dayım) canhıraş çığlıklarına benzetenler var. yanılıyorlar. fars, kalıplarla değil tartışmalar ve gözyaşlarıyla ilerliyor. hiçbir kalıba konulamıyor, öyle ikilemlere sıkışmıyor. reformcu desen yalan oluyor dilinde, karşı-devrimci desen bir avuç toz kalıyor elinde.

biliyorum, biliyoruz; musavi dediğin iranlı bir zengin, bir kaç milim daha saç ve birden fazla pop çalan radyo karşılığı shell ile ortak hisselerine katlarca kazanç ekleyecek.
biliyorum, biliyoruz; nejad namuslu adam, allah korkusuyla birkaç popülist cümle eşliğinde doğuda yeni bir imparatorluğun ayak seslerini dinleyecek, ona ne yazık ki ancak uykusunda.
biliyorum, biliyoruz; nida aleksis'ten daha görkemli değil ve kadınlığı daha değerli kılmıyor isyanını.
biliyorum, biliyorsunuz; allahuekber sesleri ve kuran sureleri yürüyor tahran boylarında, kimisi ağlatıyor, kimisi anlatıyor.
biliyorum, biliyorsunuz; her meridyende ellerini oğuşturanlar var şimdi, farsın çıplak ve kimsesiz ölülerini çarpıp bölüp tablolara yerleştirenler.
biliyorum, biliyorsunuz; mandel yanıldı, tiananmen pekin komünü sayılamazdı.
biliyorum ve biliyorsunuz; boğulmaya uzak kalsak da bir boy vermek birleşmiş isyankar yüreğinde farısî'nin, bin kıtadan daha garip, biraz sihirli, anlaşılmaz halkın.
biliyorum ve biliyor musunuz; merdivenleri yldızlara asarak, ölülerimizin sırtına basarak yükselmeyi güneşe doğru.

musavi umrumda değil, cia'nın ve bilcümle istihbarat teşkilatının hesaplarından anlamam, iran bilmemhangi meclisinin ne dediğini bilmem, savaşıyorlar insanlar ona bakarım. beri yandan politika çok acayip şey işte ben onu ispatlarım. iran'da kronik muhalefet politikadan muaf kaldı, sustu, bunu söylerim. üç temel yapıya baktım ve insanların geriye dönmesi imkansız adımları karşısında düştükleri halleri gördüm:
ikip(iran komünist işçi partisi)(mansur hikmet'in partisi olması hasebiyle özel bir saygınlığı vardır): bütün devlet başkanlarına ve bm genel sekreterine mektup yazarak müdahale etmelerini istemiş.
tudeh (kitleler anlamına gelir, iran'ın en eski ve köklü komünist partisi): "baskı ve kaba kuvvetin dili insanların haklı mücadelesini bastıramaz" diye başlık atıp ardından neredeyse hiçbir şey dememiş.
pjak (bunu da bilin artık): kendi aralarında oynasınlar dursunlar, bizi ilgilendirmiyor, kürt halkı üzerinde baskılar artarsa büyük bir ayaklanma çıkar demiş. kck uyarmış, pjak bu kadar ciddi bir harket karşısında tutumsuz kalamaz diye.

hepsi yanılır, hepsi geçer gider. tek gerçek insanların ölüm pahasına ve ölümden korkarak sokakta oluşları, işte yanılmayan budur. ve politika yüksek katlarında yapılmıyor büyük ideolojilerin, politika sokakta yürüyor. bir mektup var iran'dan, "hükümetlerinize buraya karışmamalarını söyleyin, bu bize karşı rejimin elini güçlendiren propagandaların önünü keser, biz kendimizin desteğiyiz zaten." diyor, bu çocuk sokakta. ikip londra'dan bütün hükümetlere mesajlar yazıyor.
bizdeki "türkiye iran olmayacak" diyenler, size diyorum, hile yapıldı mağdur olduk diyorsanız buyrunuz iran'dan ötede ayakta durunuz.

farısî bir haziran şimdi, ne ağlayacak, ne güleceğiz, işler nereye varacak bilemeyeceğiz, ama kalbimizin bir yanı tahran'da ve galiba bir kez daha ölüm haberleriyle bileneceğiz.
farısî bir haziran belki dünyaya farsça öğretecek, belki tahran sokaklarında bir kaldırımda can vereceğiz.

not: birkaç gündür iranlı muhaliflerin açıklamalarını okumaya çalışıyorum, neredeyse hiçbir şey bulmak mümkün değil ya da hareketten çok kopuk, donuk ve soğuk veriler. ekşisözlük'te pseudo junkie nickli bir yazar var, olayları yaşayanların yazılarını sürekli çeviriyor, konuyu içeriden ve çok temiz gözlerden izlemek isteyenlere öneririm.