aga bu zaman yolculuğu iyiydi gibi de bu tuhaf renkli ojeli karıları anlamadım, manitalar da gıcır ama.

yanlış anlamayın anam, biz çok eski olmayıp da yine de eski kuşak sayılabilir kişiler alışık değiliz kadının kendi kendine kendi olmasına (dasein halleri). tamam bizim zamanımızda da pek boktandı ilişki jeneriği de şimdi sarmış da sarmış. özet geçiyorum: mavi, yeşil tırnaklı seveydim alien serisini porno addederdim. diğer özet: bizim kuşak -kuralını da bilirekten- çok kullanır amayı, fakatı, ancakı, lakini, diğerlerini de. ve bizim kuşakta yazım kuralları farklı olduğundan hukuku yazıp hukuğu okuruz, o zamanlar trilyonzade ergenekonumsu dava olmadığı için hukuğu ciddiye alırız.

angara kalesinde sardırırdık çift kat, ne ara bu kadar avama indi bu bok?

bak birader;
yahut kızımcaaz;
bak bi' kere evimin eri;
benim cigerim;
siz ne vakit bizim maaleye üşüşseniz...
canım ciğerim onüç yaşında işçi kerim;
mobesesiz soygunlar zamanından geliyoruz, haraç alıp verilen zamanlardan ve mandanın söğüt dalına yuva yapması sürpriz olmadığı gibi esasen komikti o zamanlar. ssana bir şey diyeyim çakır kız, o vakitler de çiçek yağmıyordu kolombiya şehirlerinde, şimdi sana bin kere bin çiçek yağdırasım var da değer etmiyor kolombniya şehirlerinde.
onüç;
o zamanlar sayılar bitişik yazılıyordu.

ağzıma attığım kerane tatlısı, keraneye ne isim koyuyorlar onu bilsem yol tarifi isteyecem, eden bulunur mu?

yaş da var ya aramızda eldimin dadlısı, gene bir içim, ene uçuk çıkar ağzım kenarında sabahları ne vakit rüyama girsen. fark yok bunda zamanlı, işte biz o zamanlar bu kadar rahat söyleyemezdik, ondan cemal süreya'yı büyük şair dedik. arada ne biçim olmuşunuz (biçem demişliğiniz var, duymamış olayım) süreya eksiltirken iddia üzere adından bir y'yi, siz entellektüelin l'sini almışınız, iddia dediğim iddaa değil ha! çakır gözler binyıllık gene, sen keder etme.

tarih diye ala ala ferdi tayfur, gencebay ve de rakı içkisi, gülüm gene de bilmez misin, aynı karnavaldır izlediğimiz?

çevirmişken biraz delikanlısından macırın kızanını sormuşlar,
anan mı güzel bacın mı?
macır ya etrafından dolaşacak sanarlarken geçiriverdiği gibi tabureyi kafalarına, beşiktaşa bin tür küfür, derken şampiyon olmuş. yazılı değildi anam bunlar. bak bir sır daha 'anam' deken biz saygıdan, ihtimamdan, belertme gözlerini benim gülüm!

devirlerin evveline bir eve bir evden evveli bir develi bir cündübeyi... oy çok eskiye vardık. eve dedim, illa tanrıya başkaldırmak mı gerekir devrinizde?

kız cevap vermemiş, bir susmuş ki, gözlerinin çakırı, o kadar diyorum anacığım, gözlerinin çakırı, milyon düşünce unuutum arada. kara kadar yanarken kim efkar sarmış, kim cigaraya çıkmış, bak bunları anlatmam kolumu kesseler anlatmam, klarnet de bir tane. gülüm benim saçlarını kara yapmış, gene bir gölge attıraymış.
ve da bağlacı.

on sene dedim, çok sene mi dedim?

tgrt vardı, tkep/l'nin boru bomba haberlerini verirdi, fox olmuş, tkep/l duruyor? düşmez kalkmaz bir o, hala 70lerin fikirlerini savunuyor? bir bak merak ettiğim hala kızlar durduk yere çocukları seviyor ve pişman da mı olmuyor?

nuri pakdil miydi o islamcı şair, demiş arkadaşlarına sohbette çekirdek yemesiniz.

şimdi o kadar yıl sonra bırakmışım avrupa'nın kara siyasasını, güneş gözlüğü takanlarla tam benmişim gibi konuşamıyorum. diyesi oldum da diyemedim, ama sana en önemli sözlerim, seninle de tam konuşamıyorum, ne vakit baksam gözlerine kayınca gözlerim... sana ne diyemiyorum, benim gülüm, yüzüne bakamadıktan sonra sana ne diyemiyeyim, ne desem yalancıktanmıştan gibi. sevgilim.