araya sıkıştırılandır, bu minvalde umuttur çok kez, "umut dediğinse sabır kadar güçlü olamamıştır" *(*lequin).
arada kalandır, ne azdır halbuki arada kalmadıklarımız, sana bana değil de kapitalizmde açabilen bir papatyaya dair söylence sanki.
araya girendir, kobay olmaya gerek yok bilmek için barıştır desen, iki savaş arası dönem işte.
ara bulandır, ne zaman düşünsen çekip gitmeyi, hep bir eksik kaldığını görebildiğindendir ve çekilir kılar nice zorluğu.
arka çıkandır hem, askere alınsa misal önyüzün, arkadan itekler, rüzgara karşı işetir kimileyin.
arkadaş olandır, inanılacak yanı kalmasa da denizin yırtıldığı anda gelir dikiş kutusuyla.
ardından bakandır, yine o aynı sıkıcı günün içinde kaybolup giderken sen o iskelede bir yerlerde bekleyecektir.
aralara sızandır, onca kalabalıkta akıl çelen provokatör.
arkanı bile kollayandır, bilmesen hangi zamanda geleceğini ne çıkar.
ardahandan edirneyedir, sen inansan da evrensel mesaisine, o inatla oralarda dolaşacak.
arsızdır da bir gebe kadar, sınırlı mesaisiyle hayatı sevdirir adama.
"bazen kendi gölgene basar sendelersin ıssız sokaklarda
bir karayel eser üşütür yalnızlığını yüzüne vurur
çıkar gelir pişmanlıklar en zayıf anında
boğazında yıllanır bir düğüm
umurunda mı zamanın senin küskünlüğün..."

bazen kim olduğunu unutmak ister insan.. bakar yaşadıklarına ve koca bir hiçle geçip gitmiş yaşamını seyreder film karesi şeklinde..kendi çabalarını görür sonuçsuzluğun içinde.. "bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen.." gri.nin yazdığını okuyorum.. "bazen perde;bir şeyi açarken diğerini kapatır.." kim bilir belki bana da söylemiştir bunu zamanın birinde de ben anlamamışımdır..

hiç enteresan değil hikayem.. enteresan değil hiç.. herkesin yaşadığından bir ornitorenkçik bile farklı değil.. yazasım geldi, canı sıkkın, küskün ornitorenklerimi birkaç satır boyunca "online" edeyim istedim..

bazen diye başlamıştım değil mi? tam da o noktadayım.. bazen, tüm dünyaya kendimi kapatmak istiyor canım. müzik dinlemek bir adım.. ve aslında tepkimenin başlangıcı. önce duymuyorum, sonra bakışlarım sabitleniyor. insanlar daha yavaş yürümeye başlıyor, hepsi aynı yüzlere sahip sanki? kıyafetleri de aynı... bazen delirir gibi oluyorum ben, olur değil mi bu da herkese? zaten tam da şu noktada, herkes bulanık.. bulanık manzaramda. onların delirip delirmediğini de umarsamaz oldum..

nerede kaldık? bakışlar mı sabitlenmişti? sonra yavaş yavaş, kafam beynim gövdemin içine kaysın, orada kaybolayım istiyorum.. duymayayım, görmeyeyim.. midemin içerisinde, müzik çalmaya devam etsin ama.. ayaklarım ne yapacak durumda bilemedim.. onlar da bir ağacın dibine uzansınlar, çünkü biz biraz kaybolacağız, ornitorenklerimizle... sükunete ihtiyacımız var bizim.. buralar sessiz, buralar hafif nemli.. kaygısız olasım var amorf hatlarımla...

huzur şerefsizi maldivlere tatile çıkmış.. ama hayat hep panayır hep karmaşa hep kavga.. bütün ornitorenklerin, gagaları kurumuş huzur diye bağırmaktalar, bunu sallayan bir tane tanrı yok... yazık... gelse iyi olurdu... okulu gezdirirdim.

rapor: 3 şarkılık yazı oldu.. müdürüm seslendi, midemden yavaşça çıktım, kıyafetlerimi düzelttim, müzik durdu, şen bir "efendim" çıktı dudaklarımdan, yalan başladı..
yas da tutar, ağladığından fazla ağlatmaya hevesli, beni hep bir zülküfte sinek ayıklarken yakalar.
yalıtık zamanlara ayarlıdır, cigarayı sararken kubarı dağıtmaz ve hep evler, odalar içre biraz dumandır.
yarabbi! kime sorsan kumardır, pek kendinden emin, götü büyükse de gözlerinde ağır roman oynar, dayanamam.
yanıbaşındadır, ne zaman aklıma gelse ağlamıştan beter olurum, hiç görmem yıllar geçer, ama uyandığım anlarda nedense ağlamaklı...
yalnızdır da, sen bilmesen o bilmeyecek deryalar içre yüzdüğünü.
yasadır, kimi koysa aklına o vakit cezalandırır.
yanlıştır, hangimiz doğru ki?
yarı yarıya ayıktır, sarhoş haliyle sevişirken sayıklar insan, ayık halini hatırlayamaz sarhoşluğundan.
yamadır, ha desen gelecek konacak omzuna, ha desen o saat taş dibinde yoldaş!
yasaldır, dikeninden otların birer tutam alır kaynatır, biber gazına iyi gelir diye...
yamaçta oturur, "senin eteklerin tipi ve kırık benim kibritim" diye bir cem savran dizesine yukardan bakmaktan.
yalımlıdır, tutuşur mu bilemedim, tutuşturur kesin.
yaklaşıktır, ne olmadı şimdiye değin -benim- ve ne olacağını kim bilebilir.
yapraksız(bir dalda sallanan)dır, kışları üşür, ellerini göğsümde ısıtır, ama hiç üşütmez, yeminle üşütmez.
yalansızdır, söylüyorsa arkadaşını korumak için. susar sadece öbür türlü, sormazsan açmaz konuyu.
yarimdir, çok zamanlar kaldı arada, ama ne vakit uyansam bir bardak su gibi başucumda.
yarımdır, bir ben yok ki tam olsun.
zamanın cilvesi karşısında yalnızlık kırıcıdır barikatlarda. servetlerce biber gazıdır.
zanlı olmak her durumda, üstelik paranoyak bir büyüklükte. hapsetmektir.
zulümdür kadına, çocuğa, erkeğe. balcıkla yazılmış fermandır.
zar atmaktır ana rahminde, devlettir, besler, büyütür. sezaryene karşıdır.
zorla beslerken, koruyorken zaten olmuş ve büyümüşleri, tecavüzü ben büyütürüm demektir.
zıvanadan çıkmaktır. sokakta yürümene, giysine, düşünmene karışmaktır. evine hatta bedenine hükmetme isteğidir.
zil takıp oynamaktır ölü bedenler üzerine. unut denildiğinde unutulan, hatırla komutuyla hatırlanandır.
zalim bir komedidir dudak büküşlerde. her isteğinin maddelerce zikredilmesini istemektir.
zordur yaşamak bilinir de ses minare ile yarışan fil dişi kulelere ulaşmaz artık. kuledir o, kule.
zonklayan bilinclerdir allah'ın her yeni bir gününde. her gün ayrı bir terane. her gün ayrı bir kürtaj.
zihnimizde bazen diyoruz ya. bazen değil artık. bazen'i özleyecek günlerin yaklaşmasıdır artık bazen.