laneth

<< >>


cogumuzun bildigi sarki var meshur; live is life. yasamak, hayattir.

hayat, mecburi bir varolusun sessizce katlanilmasi gereken yongasidir. arkamizda biraktigimiz anlar; o layihalarda sonsuza dek hapsolmus uzaydaki izdusumlerimiz; ardimizdan gozyasi dokerler. ozledikleri biz degil; onlara sormadan goturdugumuz candir. gelecekte gozden kaybolmamizi bugulu gozlerle izlerler. cok acikli bir sekilde; her yere kendimiz de geliriz. alkolun en sicak yanlarindan biri bize kimi zaman bu gercegi unutturmasidir. hangi bilinc bir hayat tarlasina serpilmis tum acilarin tadina bakmak ister ki? guzel seyler onemsizdir bu noktada zira varolussal nankorlugumuz hem onlari cabucak tuketecek; hem hemen unutacak; hem de yeniden isteyecektir. tum bu saydiklarim kacissiz gerceklerdir; hemen herkesi ayri ayri ve hep beraber sarmalayan kabarcikli birer fanus gibi etrafimizda salinirlar. bu hayattir, organik bir geciciliktir; herkesin basina gelir ve gecer - neyse ki.

yasamak ise genel olarak iki kritere dayanir. kendisine katlanabilen, kendisini kabullenmis; bu yolla guc kazanmis ve hakim olabilecegi carklarda maksimum duzeyde hukum surebilen 'birey' olabilmektir birincisi. ikincisi de degisik sekil ve cercevelerde incelenebilecek bir tur kandirilmadir. hayata katlanabilmek icin yasamaliyiz. yasayabilmek icin bir tur anlam bulmak zorundayiz. maddesel olarak hicbir sey ifade etmeyen olgu ya da objeleri kimliklendirerek bu soruna binyillardir cozum bulmaya calisiyoruz.

bu bakimdan yasamaktan korkmamaliyiz. hayat, ruha sunulan gecici bir firsat; bir tur sikintilar silsilesi ve gokkusagi benzeri guzelliklere sahip kisitli bir gecit torenidir.
(vaymistırendırsınvay, 27.07.2010 08:33)

tahran'daki son saatlerimdi. arkadaşım düzenbazın tekiydi. şu çaya katılan şekerlerden alabilir miyiz bir markette filan dursak? açık market var mıdır buralarda?

şehir merkezinde vardır kesin.

bir sürü açık market bulduk. sokak ıssız değildi. ama çarşı gibi de değildi. zaten saat de geç değildi. arkadaşım bana şu çaya katılan ilginç safranlı şekerlerden almak için markete girdi. ben de kafamı arabanın camından çıkardım. ıslık tutturmaya başladım. sözlü kısma geldim. lan italyancasını mı söylesem, türkçesini mi?

italyanca söyleyeyim en iyisi, avanti popolo, alla riscossa, bandiera rossa, bandiera rossa! ne bakıyonuz lan! evviva socialismo il la liberta!!

derken arkadaşım geldi. sosyalizm burada yasaktır!

birkaç saat sonra yasak olmayacak. hem insanın beyninde olan bir şey nasıl yasaklanabilir ki?

tanrı'yı yok sayan herşey yasaktır.

sen tanrı'ya inanır mısın?

evet. ama tanrı müslüman değildir. hristiyan da değildir.

araba hareket etmeden önce cama bir kadın yaklaştı. başörtüsünü düzeltti. farsça birşeyler söyledi. arkadaşım ona bir miktar para verdi.

niye ona para verdin?

o bir dilenciydi.

dilencilere güvenir misin? bizim orada güvenmezler. kovalarlar böylesini.

geceleri etrafta çok az kişi varken dilenen kişi gerçek bir dilencidir.

****

hergün iranlı bir düzenbaz bir agnostikten ders almıyorsunuz.
(wearewinningdontforget, 24.07.2010 22:02)

işte bütün mesele bu diyesi geliyor insanın. insanın bilincini kazanmaya, kendince bir hayat görüşü oluşturmaya ve kendi iradesiyle bir şeyler yapabilmeye başlamasından sonra "ben ne olacağım?(yapacağım)" sorusunu sormasıyla başlıyor macerası. bu noktada en büyük sıkıntı bariz bir şekilde geleceğin bilinemezliği. aslında "insan 7sinde neyse 70inde de odur" ve "can çıkmadan huy çıkmaz" atasözlerini birleştirerek çok zor da olsa üç aşağı beş yukarı insan kendince kendi hayatı üzerine bir tahmin yürütebilir. yani, muhtemelen şunu yapacağım, şöyle biriyle evleneceğim, şöyle bir maaşım, şöyle bir evim olacak gibi gibi. yine de büyüklerimizin tecrübelerine bakılırsa durum öyle gözükmüyor.

yine büyüklerimizin hep bize tekrarladığı: "ben senin yaşındayken..." kalıbı vardır; bizim çoğu kez işe yaramaz veya elimizden bir iş gelmez kişiler olduğumuzu vurgulamak istediklerinde kullandıkları. haklıdırlar da; şahsen ben 24 yaşındayım, üniversite mezunuyum ama yine de ben şu işi yapabilirim diyebileceğim bir şey yok. durum bu olunca, insan daha bir kaygıyla bakmaya başlıyor geleceğe. ya da şu ana kadar yazdıklarımın hepsi geçersiz, sadece korkak davranıyorum. yani diğer görüşe göre korkak olmanın sebepleri yok ve aradaki farkı bulabilmenin tek yolu denemekten geçiyor. işte bu yüzden cesur olmak zorunda insan, denemek zorunda. çünkü denemeden insan hiç bir şeyin farkına varamaz, herhangi bir şey algılayamaz, hissedemez ve en önemlisi kanaat getiremez. bu yüzden belki de olup olmamaktan, olmayı seçtiğimize(!) göre bir sonraki adım cesur olup olmamayı seçmeye bakıyor.
(krafthower, 20.07.2010 19:42)

<< >>


© 1913-2010 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir.
laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz.
laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.