şöyle bir şey var; dünyanın ne istediğini bilmem, ona istediğini vereceğim anlamına gelmez.
onunla nasıl iyi geçinilebileceğini herkesten daha iyi bilirim. ama laneth'e meraklı sülalemden bir kez olsun özür dileyerek ve biraz da yumuşatarak alıntılamalıyım ki, çok sevdiğim bir düşünür şöyle demiş zamanında; "tecavüzden hoşlanmadığıma göre kendimi beğendirmeme gerek de yok."
hey sen! "sen" dediğim şeyin genel bir şey olabileceğini bir kez olsun kafana sok çünkü bu son şansın, içinde kalmasın. nasılsa her kelimeyi dileyen dilediğince üstüne aldığına ve bundan sıkıldığıma göre, bu sefer toplu bir sesleniş yapıyorum. evet, bu kez hiç şüphen olmasın burada sana laf sokuyorum! sokayım o algılarına! ben senin adları değişen her ağzından bu cümleyi bin kere duydum bak; "kendini bir kez olsun benim yerime koysana." sen kendini benim yerime koyup durma işte göt! sen ben değilsin! benim ayakkabılarımı giyebilirsin ama benim ayaklarımla yürüyemezsin. empatik anlaşma yollarını skeyim senin. başka birisin sen, ben başka biriyim, o başka; kimsenin gözleriyle seyredemezsin. neyi niçin yaptığımı bir kez olsun doğru tahmin etmiş değilsin, neden bahsettiğim hakkında hiçbir zaman doğru bir fikrin olmadı, benim yerime düşünmeyi bırak! sana kendini iyi hissettiren şeyler beni de ihya etmek zorunda değil! senin egonu okşayacak türde şeylerden zevk alıyor olmak zorunda değilim! ağzımı bir kez olsun "gerektiği şekilde" açsaydım uyandığın düşe hayretler ederdin, ama sen uykudayken daha şekersin, midemi daha az bulandırıyorsun, kal orda. ben hiçbir zaman sen olmaya çalışmadım, hatırlıyorsun ya. kendimi senin yerine koyacak kadar uzak olmadım sana hiç. işte bu yüzden sen yanımda dünyayı unuturken benim yalnızlığım durmadan kanadı durdu, bu yüzden ben seni hep anladım ve bu yüzden işte, her kimsen, her neyimsen, yollarımız ayrıldığında benim için yeni bir şey yoktu. ben bildik hikayeydim başından beri, sahip olan da, kaybeden de, ağlayan da hep sen oldun. sen ağladığında "kötü" olmak da hep bana düştü, herkes benim ruhsuzluğumun peşine düştü yalnızca, ahahah, ve işte sevgili dostum, bu yüzden, eğer bir tek gün pişman olduysam senden vazgeçtiğime, kendimden bile uzak düşeyim! bir tek gün keşke dediysem, gtüme girsin çekemediğim bütün acılar.
bana senin, bunu aklına iyice sok, bana, verdiğin, kattığın, hiçbir skim yok! boğazımda bir tek lokma, gözümde bir tek damla hakkın yok! her kimsen! sana hiçbir borcum yok ve alacaklarımı helal edip götüne başına bağışlıyorum. merak etme, yerine dolgun bir şeyler aramıyorum, hepin topun aynı bok senin, hiçbiri de senden daha iyi değil, senin en iyinin taa amına koyim. iyi niyetimin son damlasından bir susuş yaratıyorum kendime, bu sana yaptığım son, kendime yaptığım ilk iyilik olacak. ben artık yokum. artık siteyi mi yönetir diğeri, kendini mi eğitir benden kalan bu mirasla, beni ilgilendirmez. ben gidiyorum. insana evinde bile rahat vermeyen suratına götümü dönüyorum senin, iyi seyret, yerine kendini koy, ahahah. sen olsan, kesin burada bilmem neyden bahsediyor olurdun di mi? bir daha kendini beceren birine akıl verirsem aklımı sksinler.
hani şu bilmediklerin var ya? hah. işte onları sonsuza kadar bilemeyeceksin. kafan basmıyor çünkü. arkamdan okuyup üfleme seni bi de öbür tarafta çekemem. sen'lere dahil olmayan bir dostumun sesi ve nefesiyle; "haydin eyvallah."
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
© 1913-2010 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.
laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir. |